Başka da hiçbir şey söylemiyorum.
Bugün az kalsın kasdavlı gibili liseli yarışmada solist oluyordum da allah korudu lan. Aklım çıktı kurtulamıycam diye. Çalışma odası falan nasıl komik. Herkes plak yapımcısı herkes müzik eleştirmeni amınakoyim. Liselisin lan. Bildiğin. Bir iki bi şey tıngırdatıyorsun da burdasın işte piç seni. Bu ne hava abi. Bir de “ahbbiih bilindik bi şeyler çalalım yhaa smells gibi zombie gibi nothing els- ÇAT!” diyor utanmaz. Arkadaşım sen ne pis ne cahil bi şey çıktın ya. Sondaki vurma efektini de beynimin içinde uydurup mutlu oldum…………….. “Ehehehe hocam ben böyle bi şeye vakit ayırmak istemiyorum zaten buradaki insanlardan da hiç hoşlanmadım isterseniz çalıştırabilirim vokalistleri yardım edebilirim ama ben söylemem :)))))))))))” diyip adios bitches edasıyla kaçtım. İnsanlar kendilerini Glee’de sanıyor ya beni de en çok yaralayan bu oldu. Arkadaşlar ne olursunuz. Biliyorum hepinizin alnında görünmez kalemle I LOVE YABANCILIK, KEŞKE YABANCI OLSAM yazıyor ama.. Bu kadar da olmaz ki lan. Kendinize bi çeki düzen verin. Anadolu lisesinde okuyorsun olum sen. Aynı etkiyi nasıl yaratabilirsin ki. Adamlarınki haysıkuğl. Kapış kapışabiliyorsan hadi. Anca “hoceeeğam”.
| — | First World Problems (via epic4chan) |
| — | Annem, How I Met Your Mother’daki Robin hakkında. |




Arkadaşlar biri yapmak zorundaydı.. Şimdi gözüm arkada kalmayacak. Ayrıca eskiden de güzelmiş yerim oyş.
Öncelikle iki adımlık tuvalete çiş yapmaya bile gitmeyen bir insan olarak bu saatte kalkıp marketten havuç aldığımı belirteyim.
İki gündür canım kek çekiyordu. Sonunda kıçımı kaldırıp yapmaya karar verdim. Son havucun dün bittiğini öğrendim. Aklımı çıldıracak gibi oldum. Evde bir artistlik bir ergen atarı estirdim. Vurdum kapıyı çıktım. Nereye çıkıcam markete havuç almaya çıktım. Çok çılgın olduğum için pijamalarla çıktım bi de. Huu. Pijamalarla çıktığım için teknik olarak hayatımın aşkıyla karşılaşmam gerekiyordu ama olmadı. Dia’da iki tane havuç seçerken karşılaşsaydım da bir ufkum açılsaydı ne bileyim bir Bim’de eski sevgiliyle karşılaşmak tadında bir Umut Sarıkaya yazıları tadında bi şeyler döktürmeye başlasaydım eyiydi. Onun yerine başıma mutsuzluk üstüne mutsuzluk geldi. Mikser bozulmadı elimde çırpmak zorunda mı kalmadım, kaşık yıkarken üstümü başımı mı ıslatmadım, fırın kapağı kırılmış kek kabarmayacak diye onu mu itip durmadım………….. Ay.
Sonuç olarak kek var. Çay var. Çay kokulu. Tomurcuk çay attım içine. Dizimag.com var. Öperim.
Bir iki haftadır tumblr’a girmeyince bir hayatım varmış gibi oldu ama aslında öyle değil. ”Madem sınav haftam o zaman neden hemen bütün dizilere başlamıyorum ki” mantığıyla yardırdım. Sınav haftası bitti hevesim hala kaçmadı. Post atma olayından o kadar uzaklaşmışım ki çok garip geliyo. Mesela ben bunu niye anlatıyorum. Sen bunu niye okuyorsun. Kendi dertlerin yetmiyor sanki. Ne bileyim. Çok tırtoymuş lan blog yazmak. Arada girip komikli şeylerinizi okuyorum ama. Yazarken insan geri zekalı gibi hissediyor. Beyle.
kotuyduklan replied to your post: Son harfi iki veya üç kere yazılarak uzatılan kelimeli mesaj. Ne olur bit lan.
bitemeeezzzz luuaaağğğğnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn
Bu değil de yavşak ağızlı olanı gıcık. “Günaydınnn” gibi. İnsanın kahır bela diye haykırası geliyor. O yaya yaya konuşan ağza elinin tersiyle vurası geliyor.

